HABERLER
 
YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ
9.8.2016

 


   Onuncu Kalkınma Planı, bu planın uygulanabilirliğini ve etkinliğini artırmak üzere tasarlanan 25 adet öncelikli dönüşüm programı ile bunlara ilişkin hazırlanan eylem planları çerçevesinde;

-Yatırım ortamına ilişkin işlem maliyetlerinin azaltılması,

-Ar-Ge’ye yönelik teşviklerin gözden geçirilerek yasal düzenlemelerden kaynaklı uygulama farklılıklarının giderilmesi,

-Finans kurumları arasında farklı uygulamaların ortadan kaldırılması,

-Faizsiz finans ürünlerinin yaygınlaştırılması,

-Uluslararası yatırımların teşvik edilmesi,

-Tasarrufların vergisel düzenlemelerle üretken alanlara yönlendirilmesi,

-Vergilemede öngörülebilirliğin artırılması ve uyum maliyetlerinin azaltılması,

-Muhtasar beyanname ile sosyal güvenlik kurumu bildirgesinin birleştirilmesi,

-Şirket kuruluş ve şube açılış işlemlerindeki maliyetlerin azaltılması,

hedeflerine ulaşabilmek için vergi kanunları ve ilgili diğer kanunlarda düzenlemeler yapılması gerekmekteydi.

Bu çerçevede yayımlanan Kanunda yer alan düzenlemeler ilgili başlıklar itibarıyla şu şekildedir:

VERGİSEL DÜZENLEMELER

Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve bu çerçevede işlem maliyetlerinin azaltılması için bazı vergi kanunlarında düzenleme yapılmaktadır.

Yatırımlarda başta damga vergisi ve harçlardan kaynaklanan işlem maliyetlerini azaltmak amacıyla önemli istisna düzenlemeleri öngörülmektedir.

Bu kapsamda, yatırım teşvik belgeli yatırımlarda, teşvik belgesi sahibi yatırımcıların yatırım malı alımı, gayrimaddi hakların kiralanması ve satın alınması, sabit kıymet yatırımlarının imal ve inşası amacıyla yaptıkları işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar, söz konusu yatırımlara yönelik danışmanlık ve teknik müşavirlik hizmetlerine ilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden, yapılan işlemler harçtan istisna edilmektedir. Deniz araçlarının inşası, yenilenmesi ve dönüşümü ile yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin imalatına ilişkin işlemler için de damga vergisi ve harç istisnası öngörülmektedir.

Ayrıca, nispi vergiye tabi kâğıtlardan, sadece bir nüsha için damga vergisi ve noter harcı alınması, azami tutardan vergi alınmış sözleşmelerde sadece bedel artırılması durumunda artan bedel üzerinden damga vergisi alınmaması ve sözleşmede yer alan cezai şartlar için ayrıca damga vergisi alınmaması suretiyle damga vergisi ve harçların yatırım ortamı üzerinde oluşturduğu yükün azaltılması hedeflenmektedir.

İleri teknolojiye sahip şirketlerin satın alınmasını teşvik etmek için bu alanda da istisna düzenlemeleri yapılmakta ve sermaye şirketlerinin pay devirleri damga vergisi ve harçtan istisna edilmektedir.

Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki binalara beş yıl süreyle arazilere ise Yatırım Teşvik Belgesi süresince emlak vergisi muafiyeti tanınmakta, inşa edilen binalardan bina inşaat ve imarla ilgili harçların alınmaması öngörülmektedir.

Tahkim yargılamasında nispi harç uygulaması kaldırılarak uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümlenmesi durumunda taraflar üzerinde oluşan harç yükü kaldırılmaktadır.

Vergi Usul Kanununda yer alan ve yatırımların önünde engel olarak görülen, herhangi bir sebeple 359 uncu maddede sayılan fiilleri işledikleri veya bu fiillere iştirak ettikleri vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporla tespit edilenlerden bu durumları kesinleşenlerin, fiilin işlendiği tarihten itibaren altı yıl süreyle hiçbir surette vergi teşvik ve desteklerinden yararlanılamayacağı yönündeki hüküm madde metninden çıkarılarak güvenli bir yatırım ortamı oluşturulması hedeflenmektedir.

Ar-Ge indirimine ilişkin hükümler ana düzenleme olan 5746 sayılı Kanunda yer almaktadır. Bununla birlikte gelir vergisi ve kurumlar vergisi kanunlarında da konuya ilişkin hükümler bulunmaktadır. Tasarıyla, Ar-Ge’ye yönelik vergisel teşviklere ilişkin hususlar uygulama farklılıkları kaldırılarak 5746 sayılı Kanuna taşınmaktadır.

Finans hizmetlerini sunan kurumların vergi kanunları karşısındaki durumları gözden geçirilmekte ve farklı uygulamaları gidermek üzere muhtelif kanunlarda düzenleme yapılmaktadır. Böylece işletmelerin farklı finans kurumlarından aldıkları finansman hizmetlerine yönelik maliyetleri vergi yükleri açısından eşitlenmektedir.

Faizsiz finans ürünlerinin yaygınlaştırılması amacıyla kira sertifikalarının ihracına yönelik sistem gözden geçirilmiş ve mevcut istisnalar her türlü kira sertifikası ihracını kavrayacak şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Ülke ekonomisinin uluslararası rekabetçiliğinin ve istihdam imkânlarının artırılması, yeni ihracat alanlarının oluşturulması ve nitelikli işgücünün Türkiye’de istihdamının artırılarak sürdürülmesinin desteklenmesi kapsamında; bölgesel yönetim merkezlerinin kurumlar vergisi muafiyetine ilişkin durumu netleştirilmekte ve bu merkezlerde çalışanlara ücret istisnası sağlanmaktadır. Aynı kapsamda, bölgesel hizmet merkezlerine tanınan kazanç istisnası kapsamındaki hizmet türleri genişletilmekte ve bu merkezlerde çalışanların ücretlerinde de istisna uygulaması getirilmektedir.

TASARRUFLARIN ÜRETKEN ALANLARA AKTARILMASI

Birikimli hayat sigortalarından veya bireysel emeklilik sisteminden ayrılanların, defaten toplu para yerine, düzenli maaş ödemeleri öngören yıllık gelir sigortasına geçmelerinin teşvik edilmesi, ticari işletmelere dahil binalar için yapılan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamaların doğrudan gider yazılabilmesi ve sermaye piyasası araçlarının vergilendirilmesinde stopaj oranının elde tutma süresine göre farklılaştırılmasına imkan sağlanması suretiyle tasarrufların üretken alanlara yönlendirilmesi amaçlanmaktadır.

BİLDİRİMLERDE BÜROKRASİNİN AZALTILMASI

Mükellefler tarafından vergi dairelerine verilen muhtasar beyanname ile Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen bildirgelerin tek bir platform üzerinden birleştirilmesini sağlayacak yasal değişiklikler yapılmaktadır. Bu sayede beyanname sayısı azaltılmakta ve birden fazla kuruma aynı bilgilerin verilmesi engellenmektedir.

ŞİRKET KURULUŞU VE TASFİYE SÜRECİNİN KOLAYLAŞTIRILMASI

Şirketlerin kuruluş ve tasfiye süreçlerinin kolaylaştırılması yapılacak reformlar arasında yer almaktadır. Ayrıca, Onuncu Kalkınma Planı çerçevesinde hazırlanan Öncelikli Dönüşüm Programları arasında yer alan “İş ve Yatırım Ortamının Geliştirilmesi Programı”nın “Bürokratik Süreçlerin İyileştirilmesi Bileşeni”nde bulunan “Şirketlerin kuruluş ve şube açılış işlemlerinde maliyetler azaltılacaktır.”  eylemi de aynı amaca yöneliktir.

Yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerin ülkemizde ticaret yapmaları teşvik edilerek ülke ekonomisinin gelişmesine katkı sağlanması ve aynı zamanda ilgili eylemlerin tamamlanması açısından anılan süreçlerin kolaylaştırılması önem taşımaktadır.

Tasarıyla, şirket kuruluş işlemlerinde ortaya çıkan bürokratik işlemler ve şirket kuruluş maliyetleri azaltılarak şirket kuruluşunun daha kısa sürede ve daha az maliyetle tamamlanması sağlanacaktır. Ayrıca sermaye şirketlerinin tasfiye süreçlerinin kısaltılması ve yine ticareti terk eden tacir bakımından zorunlu olan ancak sermaye şirketleri bakımından uygulanması tartışmalı olan mal beyanında bulunma yükümlülüğünün sermaye şirketleri hakkında uygulanmaması sağlanmaktadır.

İFLAS ERTELEMEDE BORÇLU-ALACAKLI DENGESİ

İflasın ertelenmesi kurumu, hukukumuzda kavram olarak daha önce de mevcut olmakla birlikte, 2003 yılında İcra ve İflas Kanununda 4949 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle ağırlıklı olarak uygulanmaya başlanmıştır. 4949 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra konkordato kurumu işlevsiz kalmış ve iflasın ertelenmesi kurumu birden bire yoğun bir ilginin konusu olmuştur. O kadar ki, son birkaç yıldır kurumun asıl amacından saptırıldığı ve mecraından tamamen çıkarak hiçbir şekilde amaca hizmet etmediği şeklinde eleştiriler dile getirilir olmuştur.

 İflasın ertelenmesi kurumu borçlu ile alacaklıların menfaatleri ve hatta milli ve bölgesel menfaatler arasında hassas bir dengeye dayanmaktadır. Ancak, bu kurum son yıllarda tamamen borçlunun menfaatlerini gözeten ve alacaklıların menfaatlerini dikkate almayan bir görünüme büründüğünden, dengenin tekrar kurulması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.

Tasarıyla iflas erteleme uygulamalarında kendini gösteren ve hem bu talebin taraflarınca dile getirilen hem de uygulayıcılar ve akademisyenler tarafından ortaya konan sorun ve sakıncaların giderilmesi amaçlanmaktadır.

KARŞILIKSIZ ÇEKE AĞIR YAPTIRIM

Diğer taraftan, ticaret hayatının gerektirdiği sürat ve güvenlik ihtiyacı, çekle yapılan ödemelerin yaygınlaşması ve karşılıksız çekte artış olması nedeniyle çek hamillerinin korunmasının temini için özel olarak yeni hükümlerin düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ticari hayatın önemli ödeme vasıtalarından birini oluşturan çeke olan güvenin daha da artırılması ile karşılıksız çekin engellenmesi amacıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 5941 sayılı Çek Kanununda önemli değişiklikler yapılmakta ve çekin karşılığının bulundurulmaması halinde adli para cezası yaptırımının uygulanması öngörülmektedir.